Spinal Müsküler Atrofi, anne ve babadan gelen SMN1 genindeki (homozigot) mutasyondan kaynaklanan, motor nöronları etkileyen kalıtsal bir hastalıktır. Bu gen, kasların çalışmasını sağlayan motor nöronların sağlıklı kalması için gerekli olan SMN proteininin üretiminden sorumludur. Gen düzgün çalışmadığında motor nöronlar zamanla işlevini kaybeder; bu da hem ekstremite (kol ve bacak) hem solunum hem de yutma kaslarında güçsüzlüğe neden olur.
İçindekiler
Hastalığın Genetik Temeli
SMA, otozomal resesif bir hastalıktır; yani hem anne hem baba taşıyıcı olduğunda çocukta ortaya çıkma olasılığı bulunur. Hastalığın şiddeti ise kişideki SMN2 gen kopya sayısına göre değişir. SMN2, SMN1 genine oldukça benzer bir yapıya sahiptir ve vücutta bir miktar fonksiyonel SMN proteini üretmeye devam edebilir; bu nedenle bir kişide ne kadar fazla SMN2 kopyası varsa, hastalığın seyri genellikle o kadar hafif olur. Bu değişkenlik nedeniyle bazı hastalarda belirtiler doğumdan kısa süre sonra ortaya çıkarken, bazılarında çok daha ileri yaşlarda fark edilir.
Nitekim tedaviler geliştirilmeden önce SMA, gösterdiği bu klinik çeşitliliğe göre tip 0, 1, 2, 3 ve 4 olarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmada tip sayısı ne kadar küçükse hastalığın bulguları da o kadar erken başlar ve ağır seyreder.
SMA Tedavisi
SMA’da 2016’ya dek hastalığın yönetimi büyük ölçüde destekleyici tedavilere (fizik tedavi, solunum desteği, beslenme desteği) dayanıyordu. 2016’dan sonra hastalığı modifiye eden tedaviler onay almış ve hastalığın doğal seyrini değiştirmiştir.
Nusinersen, omurilik içine (intratekal) enjeksiyon yoluyla uygulanan ve SMN2 genindeki bir splays değişikliğiyle daha fazla fonksiyonel SMN proteini üretilmesini sağlayan bir tedavidir. Düzenli aralıklarla tekrarlanan enjeksiyonlar şeklinde uygulanır.
Risdiplam ise ağızdan alınan (oral) bir ilaçtır ve yine SMN2 genini hedefleyerek SMN protein üretimini artırır. Evde günlük olarak kullanılabilmesi, tekrarlayan lomber ponksiyon gerektirmemesi açısından hastalar için pratik bir seçenek sunar.
Gen tedavisi (onasemnogene abeparvovec) ise eksik olan SMN1 geninin işlevsel bir kopyasını tek seferlik bir uygulamayla vücuda kazandırmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu tedavi şu an için Türkiye’de resmi olarak onaylı değildir; ancak dünya genelinde özellikle çok erken (genellikle semptom başlamadan veya 2 yaşından önce) uygulandığında etkili sonuçlar bildirilmektedir.
Gerçekçi Beklentiler: Mucize Değil
Bu tedaviler SMA tarihinde önemli bir dönüm noktası olsa da, bir “mucize tedavi” olarak algılanmamalıdır. Tedavinin etkinliği büyük ölçüde uygulandığı andaki motor nöron fonksiyonuna bağlıdır: motor nöronlar henüz büyük ölçüde sağlamken (özellikle semptom öncesi veya erken dönemde) başlanan tedaviler, hastalığın ilerlemesini durdurma veya belirgin fonksiyonel kazanım sağlama açısından çok daha başarılı olabilmektedir.
Buna karşın, solunum ve yutma kasları ağır düzeyde etkilenmiş, zaten cihaz desteğine (mekanik ventilasyon, beslenme tüpü vb.) bağımlı hale gelmiş hastalarda tedavi, kaybedilmiş olan fonksiyonu geri kazandıramamaktadır. Bu durumda tedavinin amacı daha çok hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak veya durdurmaktır, var olan hasarı tersine çevirmek değildir. Bu nedenle erken tanı ve erken tedavi başlangıcı kritik önem taşır.
Bu gelişmelerin ardından Türkiye’de de erken tanıyı hedefleyen iki program hayata geçirilmiştir: 2022 yılından itibaren topuk kanı testi kapsamına eklenen yenidoğan taraması ile bebekler henüz belirti göstermeden tespit edilip tedaviye erken başlanabilmekte; buna ek olarak evlilik ve gebelik öncesi dönemde uygulanan taşıyıcılık testi ile taşıyıcı çiftler belirlenerek genetik danışmanlık ve prenatal seçenekler sunulabilmektedir.
Makalelere Dön